Αναζήτηση αυτού του ιστολογίου

Δευτέρα 9 Φεβρουαρίου 2009

AZİZ AHİLLİOS - Άγιος Αχίλλειος


Aziz Ahillios 270 İ.s. yılında Kapadokya’da dünyaya geldi. Ailesi çok zengin olmakla beraber çokta iyi Hristiyanlardı. Bu yüzden paraları ile ihtiyacı olan herkese yardım ediyorlardı. Bu örnek davranışlarını çocukları Ahillios’a da aşılayan aile kısa bir zaman sonra vefat etti ve mirası eline alan aziz ailesinin görevini üstlenmeye karar verdi. Bütün mirasını fakirlere ve kilisenin ihtiyaçlarına harcayarak kendini duanın ve orucun ilk sahfada bulunduğu bir hayata adım attı. Bir gün aziz Kutsal topraklara gidip tapınmak, oradanda Roma’ya giderek Öğrenciler Petros ve Pavlos’un aziz bedenlerini ziyeret etmeyi istedi. Ama bunlardan başka Mesih İsa adına şehit olmuş binlerce kutsal bedenide ziyeret edecekti. Bu arada aziz papaz oldu ve insanlara Tanrı’nın sözünü yayarak bir çok kişiyi vaftiz etti. O dönemde Hristiyanlara karşı en ağır savaş açılmıştı. Bazı putperestler azizin halkı eğittiğini gördükleri zaman ona vurup acı çektiriyorlardı ama aziz bunlara Tanrı’nın sevgisi adına katlanıyordu. Hayatı temiz olduğundan Tanrı azize mucize yababilme özelliği verdi. Böylece her gün bir çok insan azize giderek dermen buluyor, şeytanlılardanda şeytanları kovuyordu. İtalya’dan sonra Yunanistan’ada Tanrı sözünü yayarak geldi. Ünü bir çok şehre yayılmıştı ve bir çok putperest Yunan’lı azizle tanışmak için yanına geliyordu. O zamanlar Larissa Despotu vefat etmişti ve herkes ortak bir karara verarak azizin orada despot olmasına karar verdiler. Aziz mitropolit olduktan sonra çok büyük insanlık işleri yaptı yardıma muhtaç olanları yardımsız bırakmadı. Bir çok mucize gerçekleştirdi ve bir çok insan sayesinde Hristiyan oldu. Bir zamanlar şehirde büyük bir sorun yaşandı. Şehirde çok uzun zamandır yağmur yağmadığından çiftçilerin işsiz kalma ihtimaali çok yüksekti. Bu durum üzerine inançla despotlarına giden halk azizden yardım istedi. Aziz dua ettikten sonra şiddetli bir yağmur yağdı ve böylece insanlar bu sorundan kurtulmuş oldular. Aziz bir çok şeyi önceden anladığından kötülük yapmak isteyenlere engel oluyor kötüler ise utanarak yapmak istediklerine pişman oluyorlardı. Aziz bütün bu büyük işleri ve görevleri yaparken Bizans Kralı büyük Konstantinos azizi yakından tanımak istedi. İ.s. 325 yılında ilk EKÜMENİK KONSİL’i yapmaya karar verdiler. Bu KONSİL İznikte yapılmakta ve 318 Mitropolit katılmaktaydı. KONSİL’in ana konusu Mesih İsa’nın Baba ile eş değer olmadığını ama Baba’nın yarattığı bir varlık olduğunu ileri süren Arion adındaki birini yargılamaktı. Bunların arasında azizde bulunmaktaydı. Aziz KONSİL’de yaptığı bir mucize ile Arion ve tarikatına inananları utandırdı. Aziz herkesin arasında bir taş alarak şunu söyledi:
-Eğer Mesih İsa bizim inandığımız gibi Baba ile eşdeğerse bu tarikata inananların utanması için bu taştan yağ aksın!
O anda mucize gerçekleşerek taştan yağ akmaya başladı ve yağ tüm yeri kapladı. Kral ve Mitropolitler mucizeye sevinerek Tanrı’nın gücüne şükr ettiler ve tarikatçıları utandırdılar.
KONSİL bittiğinde Kral henüz inşaatı bitmiş olan Konstantinopolis’in açılışı için tüm Mitropolitleri davet etti. Aziz orada dönemin Patriği Aziz Mitrofanis ile tanıştı. Patrik azizin mucizelerini duyduğunda ona saygı gösterisinde bulundu. Büyük Konstantinos azize bir çok hediye verdi. Kısa bir zaman sonra Larissa şehrine geri döndü ve orada mucizeyi öğrenmiş olan halk azizi gerektiğince karşıladı. Aziz halkın inançlılığını gördüğünde daha çok çalışmaya başladı hatta başka şhirlerede yardım etmeye başladı. Kral Konstantinos’un para yardımları ile gerçek Tanrı’nın isminin anıması ve Tanrı’ya tapılması için kiliseler inşa etti.
Bir gün bir köyün ihtiyacının karşılanması için aziz davet edildi, azizde bu daveti kabul ederek yola çıktı. Köylüler aziz için bir çok şey duyduklarından yoları ve evlerini süslediler, güzel yemekler pişirip en pahalı elbiselerini giydiler. O anda köylerine iki tane basit ve fakir giyimli iki din adamının yaklaştığını gördüler. Köylüler bunların azizin gelişini hazırlamak için gelen elçiler olduğunu zannettiler. Aziz ve yanındaki din adamı köye vardığında köylüler azizin ne zaman geleceğini sordular.
- Ben Ahillios’um.
Herkes cevaba şaşırdığında tekrar sordular ama gene aynı cevabı aldılar. Sözünü dinlediklerinde azizden özür dilediler. Köylüler köylerine pahalı elbiselerle donanmış büyük bir atın üzerinda kalabalık bir halk topluluğuyla bir despotun gelmesini beklerken sade görünüşlü bir insanın gelmesine şaşırmıştı.
Aziz hayatını insanlara yardım ederek ve dua ederek geçirdi. İnançlı ve gerekli şekilde 30 yıl boyunca kilisemize hizmet etti. Ölmeden kısa bir süre önce mezarını hazırlamalarını istedi. Bütün papaz ve rahipleri yanına çağırarak onlara öğütler verdi. Aziz öleceğini söylediği zaman onlar dermansızca ağlamaya başladılar ama o öunları söyledi:
- Çocuklarım ağlamayın ben ölünce sizi Tanrı’nın ellerine bırakacağım. O sizi koruyacak ve kutsayacak. Yeterki siz inancınızı Tanrı’nın ve öğrencilerinin bize bıraktığı gibi temiz tutun.
Daha sonra aziz kollarını göğe kaldırarak dıa etti. Etrafında bulunanları kutsadıktan sonra ruhunu Tanrı’ya teslim etti. Herkes gene dermansızca ağlamaya başladı. Bedenini azizin ısmarlamış olduğu mezara koydular. Aziz gömülürken bir çok mucize gerçekleşti. Körler görmeye, sakatlar yürümeye ve hastalar iyileşmeye başladı. Bedeni bugüne kadar bir çok mucize gerçekleştirdi. Larisa halkı için aziz bir hazine haline geldi. Yunanistan’ın bir çok şehrinden azizi ziyerete gelmeye başladılar. Larisa halkı günahkar olduğundan Tanrı onları cezalandırmak istedi böylece 978 yılında Bulgarların kralı Samuil azizin ve başka azizlerin bedenlerini alarak krallığına götürdü. Azizin bedeni bugüne kadar orada bulunmaktadır. Hatta Prespa adasında azizin adına yapılmış birde kilise bulundu. Kilisemiz azizin yortusunu 15 Mayıs’ta anmaktadır.

Δεν υπάρχουν σχόλια: